Belediyeden halk günü

Belediyeden halk günü

Polisten motosiklet denetimi

Polisten motosiklet denetimi

Bayramiçli taekwondocu, Türkiye üçüncüsü oldu

Bayramiçli taekwondocu, Türkiye üçüncüsü oldu

Voleybolda fikstür belli oldu

Voleybolda fikstür belli oldu

Veliler, yaya geçidine dikkat

Veliler, yaya geçidine dikkat

ZEKÂT VE KAZANDIRDIKLARI
ZEKÂT VE KAZANDIRDIKLARI

Müftü Ertuğrul Akın’ın köşe yazısı

Yüce Rabbimiz insanı yaratmış ve geçici bir süreliğine yeryüzüne göndermiştir. Geçici dünya hayatında da bir takım görevler ve sorumluluklar vermiştir.

İnsanın en önemli vazifesi kendisini yaratan, yaşatan ve sayısız nimetler veren Allah’a ibadet etmektir. İbadetler insanı ruhen yaratıcısına yaklaştıracak, O’nun rızasına kavuşturacak olan davranışlardır. İnsanın sorumlu olduğu namaz bedeni ibadetleri, zekât ise mâlî ibadetleri simgelemektedir. Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin” ( Bakara 2/43) ayetinde olduğu gibi birçok yerde namaz ve zekât birlikte emredilmiştir.

“Artma, çoğalma, arıtma ve bereket” manalarına gelen zekât İslâm’ın beş temel şartından birisidir. (Buhari, İman 1; Müslim, İman 22) Hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır. Dinen zengin sayılan Müslümanların, mallarından belirli bir oranı yoksul Müslümanlarla paylaşması şeklinde ifa edilmektedir.

Zekâtın fert ve toplum açısından birçok faydası bulunmaktadır. Ancak Müslüman faydalarından dolayı değil, sadece Allah’ın emri olduğu için ve O’nun rızasını kazanmak maksadıyla bu ibadeti yapmalıdır. Zira amaç Allah’ın rızası olursa diğer fayda ve hikmetler kendiliğinden tezahür edecektir. Müslüman da bununla Allah’ın emrini yerine getirmenin mutluluğunu tadacak, zihnini ve kalbini borcunu eda etmemiş olmaktan kaynaklanan sıkıntıdan, gam ve kederden kurtarmış olacaktır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de “Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır” (Zariyat 51/19) buyurarak, zenginlerin mallarında ihtiyaç sahiplerinin hakkı bulunduğu bildirilmektedir. Başka bir ayet-i kerimede de bu haktan kurtulmanın yolu şöyle tarif edilmektedir: “Onların mallarından zekât al. Onunla kendilerini temizlemiş ve arındırmış olursun. (Tevbe 9/103)

Görüldüğü üzere zenginlerin mallarında yoksullar için Allah (cc) tarafından takdir edilmiş bir hak bulunmaktadır. Bu hakkı ödemenin ve borçtan kurtulmanın yolu da zekât vermekten geçmektedir. Zekât bir yönüyle malı haktan, borçtan ve kirden arındırırken başka bir yönüyle de kişinin ruhunu ve nefsini başta kibir ve cimrilik olmak üzere birçok manevi hastalıktan arındırmakta, gönlüne ve kalbine güzel hasletler kazandırmaktadır.

Zekât veren Müslüman, Allah(cc)’ın emri gereği malının bir kısmını yoksullarla paylaşırken bu malın gerçek sahibinin kendisi olmadığını da hissedecektir. Söz konusu malın hakikatte kendisine bir emanet olarak verildiğini anlayacaktır. Dolayısıyla emanetçisi olduğu dünya malından ve zenginlikten dolayı gurura ve kibre kapılmanın yersiz olduğunu kavrayacak ve insanı hüsrana sürükleyen bu hastalığa düşmekten kurtulmuş olacaktır.

Zekât ibadetiyle vermenin, paylaşmanın mutluluğunu yaşayan insan cimrilik gibi kötü bir huydan da kurtulacaktır. Cimrilik mal biriktirme, daha çok dünyalığa sahip olma hırsından kaynaklanmakta, insanın elindeki imkânları paylaşmasını engellemekte, hatta imkânlarını kendisi için kullanmaktan bile alıkoymaktadır. Bazen bu hırs, insanı mal kazanmak uğruna haksızlık yapmaya, hırsızlık yapmaya, devletin ve milletin malına göz dikmeye hatta kan dökmeye bile sevk edebilmektedir. İşte zekât kişiyi bencillikten, gurur ve kibirden arındıran, paraya ve mala düşkünlükten kurtaran bir ibadettir.

Zekât sadece veren kimsede değil, alan kişilerde de bir takım olumlu sonuçlar ortaya çıkarmakta, onların nefislerini de bazı kötü duygulardan temizlemekte, kalplerinde güzel düşünceler canlandırmaktadır. Zekât alanla veren arasında, dolayısıyla zenginle fakir arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Bu kesimlerin birbirlerine sevgi ve saygıyla bakabilmelerini temin etmektedir. Yoksullarda zenginlere karşı var olması muhtemel kıskançlığa engel olmakta, kıskançlığın tesiriyle zenginlere ve mallarına karşı sergileyebilecekleri olumsuz davranışların da önüne geçmiş olmaktadır.

Yüce Rabbimizin emri olan zekâtı ihmal etmeyelim. Bu ibadetin malımızı eksiltmeyeceğini bilakis artırıp bereketlendireceğini unutmayalım. Allah rızası için verdiğimiz zekâtın bizi kibir, cimrilik, bencillik ve kıskançlıktan kurtarıp tevazu, cömertlik, yardımlaşma, dayanışma ve kardeşlik duygularımızı geliştireceğini göz ardı etmeyelim. Kalplerimizi yumuşatıp şefkat ve merhamet duygularımızı coşturacağını bilelim. Kendi iç huzurumuz ve toplumun huzuru için bu ibadetin vazgeçilmez olduğunu asla unutmayalım.

Paylaşma, yardımlaşma ve kardeşlik duygularının zirveye çıktığı Ramazan ayında, eda ettiğimiz zekatlarımızın ve her türlü ibadetimizin makbul olması niyazıyla…

  • Etiketler
  • Yorumla
Üzgünüm, şu anda etkin anket yok.
Fotoğraf Albümleri
Video Galerileri
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz